YazarGezer.com

[Anasayfa] [Asya] [Çin] [Tibet] [Tibet-Lhasa] [Tibet-Gyantse-Shigatse] [Tibet-Tingri-Lungthang-Lamna La-Zommug-Everest Base Camp-Zhangmu]
  • Tibet

    TİBET; İnsanlar, Sokaklar, Dağlar

    Dr. Cüneyt BAŞBUĞU  (yazarımızı tanıyalım)

    Tibet Everest

    Önceki Bölüm :  Gyantse-Shigatse-Tingri

    Dağlarda (Tingri-Lungthang-Lamna La-Zommug-Everest Base Camp-Zhangmu)

    Tingri-Lungthang

    Yollarda uzaklık tabelası olarak, bulunulan yerin Şangay’a uzaklığını kullanıyorlar. Şu an Şangay’dan 5250 kilometre uzaktayız. Sözde aynı ülke içindeyiz ama geçen hafta ziyaret ettiğimiz Şangay’ın gelişmiş, renkli halini düşündükçe, bu bölgelerin de aynı ülkede olduğuna inanmak çok zor geliyor. Geceyi bu bölgenin en gelişmiş yerinde geçirdik sözde. Halkın yaşadığı koşulları düşünmek bile istemiyorum.

    Sabah kahvaltısı, gecenin sıkıntılarını ortadan kaldırıyor. Fransa’da bile zor bulunur güzellikte krepler var masamızda. Yürüyüş öncesi doyuruyoruz karnımızı. Tam planlanan saatte başlıyoruz yürümeye. Alışkın olduğumuz trekking hızımızı tutturmamız olanaklı değil. Ne de olsa deniz seviyesinden 4390 metre yüksekteyiz. Neden kaynaklandığını tam anlamadığımız bir besin zehirlenmesi nedeniyle Işın çok zor bir gece geçirdi.

    Tibet 778
    Tibet 811
    Tibet 799
    Tibet 806

    On altı kilometreyi tamamlayıp, Lungthang’a vardığımızda saat 16.30’du. Arada kısa bir yemek molası vermiştik. İlk gün için fena değildi hızımız. On altı kilometre yol yürümüştük. İlk başladığımız anda hava açık ve güneşliydi. Çok uzaklarda Everest’in zirvesi  seçiliyordu. Öğleden sonra hava bulutlandı, soğudu. Şiddetli bir rüzgar çıkmıştı. Yürüyüşe sabahın serinliğinde, tam giyimli başlamış, ısındıkça eldiven, şapka ve kalın kazaklarımızı çıkartmıştık. Öğleden sonra tam tersi oldu, her şeyi sırasıyla tekrar giydik. Yürüyüşe başladığımız bölge, arpa ekim alanlarının yanındaydı. Tam ekim zamanı olmalı, yoğun bir faaliyet göze çarpıyordu tarlalarda.

    Tibet 784
    Tibet 787
    Tibet 795
    Tibet 842

    Renkli bayraklarla donanmış yak öküzleri

    Kampları genellikle akarsu kenarlarında kuruyorlar. Araba, kendine ait yollardan kamp kurulacak yere gidiyor ve hazırlıklara başlıyor. Biz kampa ulaştığımızda, çadırımız kurulmuş oluyor. Ayrıca, aşçının da gece kaldığı bir büyücek yemek çadırı ve şoför ve rehberin kaldığı bir çadır daha kuruyorlar. Belki bizim daha rahat edeceğimiz düşüncesiyle, bize ait çadırı ana kampın biraz daha dışına yerleştirmeye dikkat ediyorlar.

    Tibet 819

    Çadırın içinde, rüzgârın çıkarttığı sesten birbirimizi duymakta zorluk çekiyoruz. “Akşam yemeği saat 19.00’da” diyor Nyima bütün ciddiyetiyle. İçimden, “iyi, hazırlanıp geliriz” demek geçiyor. Çadırın içinde, eşyaları toparlamaya çalışıyoruz. Gece, gerekli olacak malzemeleri çıkartıyoruz ortaya. Rüzgar son hız esiyor.  Arabanın üzerindeki yükler arasında, büyük boy bütan gazı tüpü varmış. Dikkat etmemiştim. Yemek çadırına gittiğimizde, aşçı, büyük tavasında mantarlı yak eti sotesi yapıyordu. Gider gitmez elimize çorbalarımızı tutuşturuverdi. Günün ilk ve tek sıcak olayıydı, çok iyi geldi. Gezi boyunca iyi niyetle yaptı yemeklerimizi. Zaman zaman hijyen konusunda pek dikkatli olmadığına tanık olduğumuz için, yaptığı her şeyi yemekte zorlanıyoruz.

    Tibet 859

    Ertesi gün daha zorlu bir parkur bekliyordu bizleri. Cep telefonlarımız 2 gündür sessizdi. Daha 4 gün sürecekti bu sessizlik. İnsanın alışkanlıklarından vazgeçmesi ne kadar zor. Erkenden giriyoruz uyku tulumlarımızın içine. Dışarıda sadece rüzgârın sesi var.

    Tibet 857

    Lungthang-Lamna La

    Sabah kalktımızda, yanıbaşında kampı kurduğumuz akarsuyun donmuş olduğunu gördüm. Çay suyu elde etmek için buzu kırıyorlardı. Muhtemelen gece ısı eksi beş civarlarına kadar inmişti. Sağolsun teknoloji gelişmiş uyku tulumlarımız içinde soğu hissetmeden uyuyabiliyoruz.

    Tibet 844

    Bütün yürüyüş parkurunun en zor günü bugün. Lungthang’dan, 4510 metreden, Lamna La’ya, 5150 metreye çıkacağız. Çıkmak yanlış bir sözcük oldu, hafif eğimli bir yürüyüş yapacağız.  Yollarda rastladığımız yerleşimler yavaş yavaş kayboluyor. Artık ne köyler çıkıyor yolumuza ne de renkli bayraklarla donanmış yak öküzlerinin sürdüğü tarlalar.

    Tibet 879
    Tibet 881

    Tam on saat sonra kamp yerimize ulaşıyoruz. Bu sefer gerçekten tırmandık denilebilir. Yirmi iki kilometrelik yürüyüşümüz boyunca 540 metre yükseliyoruz. Hava bir gün öncekinin aynı. Günlük güneşlik, serin bir havada başladığımız yürüyüşü, sonrasında sıcak bir havada sürdürüyoruz. Öğleden sonra önce bulutlar çıkıp geliyor bir yerlerden, sonra rüzgar çıkıyor ve hava tekrar soğumaya başlıyor.

    Bulutların rengini beğenmiyorum. Bir ara Nyima’ya, “yağmur mu yağacak sence” diye soruyorum. “Buralarda asla yağmur yağmaz” diyor. Ben, şaşkın, ne biçim bir iklim bu diye düşünürken ekliyor; “ sadece kar yağar”. Doğru, 5000 metre yükseklerdeyiz.

    Tibet 889

    Rehberimiz, Çin’in, son zamanlarda Tibet için verdiği izinleri kısıtlamasından çok dertli. Lhasa’da yüzlerce rehberin işsiz kaldığını söylüyor. Özellikle geçimlerini turizmden sağlayan sektörlerin sıkıntı içinde olduğunu ekliyor. Üzücü bir durum. İki gün önce, geçtiğimiz bir yerleşimde, tepelere büyük harflerle bir şeyler yazılıydı. Ne yazıyor diye sormuştum. Nima, bilmediğini zira yazılanın Çince olduğunu söyledi. Çinceyi konuşabiliyor fakat okuyamıyormuş.

    Akşam yemeğinde çin işi sebzeli erişte yedik. Bardağını tutarsam belki daha iyi ısınırım diye üzerine çay içtim. Bu kadar yükseklere daha önce de çıkmışlığımız var fakat ilk kez geceleyeceğiz. Sağlıklı bir iş olsun diye aldığım elmayı yemekte zorluk çekiyorum. Çiğnemek çok zor geliyor.

    Tibet 894
    Tibet 899
    Tibet 903

    Lamna La-Zommug

    Soğuk, çok soğuk bir gecenin sabahındayız. Uyku tulumları yetersiz kaldı, bir ara kazaklarımızın arta kalanlarını da giydik. Sabah kalktığımda, gece belki susarım diye yanıma koyduğum su şişesinin, çadıra değen kısımlarının donmuş olduğunu görüyorum. Eldivenlerimi çıkartmadan yapıyorum kahvaltımı. Neyse ki bugün yolumuz kısa ve daha çok iniş yapacağız.

    On altı kilometreyi tamamladığımızda daha 5 saat bile olmamıştı. Biraz da yollarda zaman geçirdik diyebiliriz. İlk olarak, yükseklerdeki yak sürüsüne yiyecek götüren bir çobanla sohbet ettik. Daha bahar aylarının başında olduğumuzu ve bu nedenle yakların tam anlamıyla besili olmadığını söyledi. Gıdanın az olduğu kıştan yeni çıkıyorlardı. Daha sonra, yakınından geçtiğimiz köye gittik. Çok ilginç bir mimarileri var. Dış süslemeleri çok hoş.

    Tibet 992
    Tibet 907

    Kampa erken ulaşmanın bir yararı sakallarımı traş etmem oluyor. Arabanın dikiz aynasında zar zor traş oluyorum. Yüzümü yıkadığım derenin suyu yine de çok soğuk. Aşçımız bir şeyler söylüyor ama anlamıyorum. Akşam yapacağı yemekle ilgili olsa gerek. Şoför ve aşçıyla sadece el hareketleri vasıtalarıyla konuşabiliyoruz. Bazen çok zor oluyor. Acı istemediğimizi tam anlattık sanarken, yemeğe biber atmasını son dakikada önlüyoruz.

    Kamp alanımız, Zommug adlı bir köyün yakınlarında. Beş saat boyunca aşağıya doğru indik ama ancak 4790 metrelere inebilmişiz. Yarın yolumuz hem uzun, hem heyecan verici olacak. Base camp’a kadar gidip, hava muhalefeti nedeniyle Everest’i görmeden de geri dönmek var. Rongbuk Manastırına kadar 14 km yolumuz var. Kampın 5200 metrede olduğunu düşünürsek, biraz da tırmanacağız.

    Nima’yla, ertesi günün programını konuşurken birden büyük bir yanlışlığın farkına varıyorum. Rehberimiz, bizim yarın akşam Rongbuk’ta, bir misafirhanede kalacağımızı sanıyor oysa, bizim için öğleden sonra dönüşün başlaması gerekiyor. Onun programını uygularsak, Kathmandu’dan dönüş uçağımızı kaçırıyoruz.

    Ertesi günün programını biraz değiştirmek zorunda kalıyoruz. Yürüyüşe 09.00 yerine, 06.00’da başlayacağız. Kahvaltıyı akşamdan hazırlayıp, yollarda yapacağız. Alın lambalarımızın pillerini bir kez daha kontrol ediyoruz. Yemek sonrası atıyoruz kendimizi tulumlarımızın içine.

    Zommug-Everest Base Camp-Zhangmu

    Bir gece önce kararlaştırdığımız gibi, sabah 06.00’da yürümeye başlıyoruz. Bir buçuk saat sonra, hava aydınlanıncaya kadar kafa lambalarımızın desteğinde yürüyoruz. Bir ara kar yağmaya başlıyor. Yavaş yavaş yükselen bir yolda devam ediyoruz yürüyüşe. Rongbuk Manastırına az biraz kala Çin askeri kontrolleri başlıyor yeniden. Birkaç yıl önce, Base Camp’a gelen bir turist grubunun Tibet bayrağı açmasından sonra kontrollerin sıkılaştırıldığını öğreniyoruz.

    RongbukmanastIRI

    Rongbuk Manastırı

    Tam bu sırada, Everest’in zirvesi çıkıyor karşımıza. Hava pırıl pırıl ve zirve bütün görkemiyle karşımızda. Ufuktaki bulutlar ürkütüyor bizi. Base Camp’a giden servislere binmeye karar veriyoruz. Dolmuş gibi, doldukça kalkan servisler bunlar. Çin, kampa vasıta girişini yasakladığı için, kampı görmek isteyenler servislere binmek ya da 4 kilometreyi yürümek zorunda. Kampa vardığımızda, yeniden Çin kontrolünden geçiyoruz. Bu sefer tek tek pasaport kontrolü de yapıyorlar.

    Tibet 926

    Everest’in zirvesi çıkıyor karşımıza

    Tibet 920

    Tırmanma dönemi olduğu için kampta göze çarpan bir faaliyet var. Sayısız çadır kurulmuş. Hemen kampın arkasından Everest yükseliyor. İki yıl önce, uçakla üzerinde bir tur atmıştık, şimdi çok yakınındayız. Dağların, insanı çeken bir yönü var. Her seferinde biraz daha yükseğe çağırıyor. Olanaklarım olsa, zamanında merak sarsaydım iyi bir dağcı olabilirdim diye düşünüyorum.

    Tibet 966

    Kampta çok sayıda çadır kurulmuş

    Tibet_Cadirlar

    Everest, orada kaldığımız süre içinde hiç bulutlanmadı. Kameralarımıza poz verdi.  Nyima bunun çok önemli bir şey olduğunu söylüyor. Rongbuk’a dönüp, dağ manzarası karşısında çorbamızı içiyoruz. Arada görüntüye giren turuncu giysili rahipler manzaramızı daha da güzelleştiriyorlar. Bütün yorgunluğumuzun dağıldığını hissediyorum. Soğukları unutuyor, tepenin ardında kalacağımız kampı göremediğim, biraz daha yürümek zorunda olduğum anlarda kapıldığım umutsuzluğu o an, orada toprağa gömüyorum.

    Tibet 977
    Tibet 941
    Tibet 947
    Tibet 937
    Tibet 981

    Bir türlü “haydi artık dönelim” demek içimden gelmiyor. Oysa daha yedi saatlik yolumuz var. Nepal sınırına kadar gideceğiz bugün. Beş bin iki yüz metreden daha yüksek geçitlerden geçecek, önce 4200 metre yükseklikteki Nyalam’a ulaşacak, oradan da Nepal sınırına sadece 7 kilometre mesafedeki Zhangmu’da, bu güne kadar kaldığımız en kötü misafirhanede kalacağız. Üç bin metre daha aşağıya ineceğiz arabayla. Ertesi sabah, sayısız Çin polis ve asker kontrolünden geçecek, Tibet’le Nepal arasında sınır olarak inşa edilmiş Dostluk Köprüsü’ü yürüyerek Nepal’e geçeceğiz. Sıcak, farklı bir dil, farklı insanlar bizi bekliyor olacak. En önemlisi, Kathmandu’da bizi bekleyen sıcak banyo.

    Tibet 822
    Tibet 968